Bir devrim haberi…

Bir devrim haberi…

Haziran 17, 2013 0 Yazar: admin

-Fernando Pessoa-

Ilık, hafif bulutlarıyla perişan haldeki günümüzü, sabahtan akşama kadar bir devrim haberi meşgul etti. İster taze olsu ister bayat, ne zaman böyle bir haber alsam içimde küçümsemeye ya da bulantıya benzeyen tuhaf bir rahatsızlık duyarım. Birilerinin kalkıp harekete geçerek herhangi bir şeyi değiştirebileceğini hayal etmesi aklımı incitir. Ne türden olursa olsun şiddeti daima, insanoğlunun özündeki aptallığın hoyrat bir yansıması görmüşümdür. Hem zaten bütün devrimciler aptaldır, daha az rahatsızlık verdikleri için onlar kadar olmasa da, bütün reformcular da öyle. 

Gerek devrimciler, gerek refromcular aynı konuda yanılıyor. Her şeyi içeren hayata karşı tutumunu ya da hemen her şey demek olan kendi varlığını zaptetmekten, dönüştürmekten aciz olan insanlar, başkalarını ve dış dünyayı değiştirerek kendilerine bir çıkış noktası yaratmaya çalışırlar. Bütün devrimciler, bütün reformcular birer kaçaktır. Kendi kendiyle savaşamayan insan başkalarıyla savaşır. Kendini daha iyiye götürmekten âciz olan biri reform yapmaya kalkışır. 

Doğru hisseden, dürüst düşünen bir insan, dünyadaki kötülük ve adaletsizlikten rahatsızsa, gayet doğal olarak bunun önce kendine dokunan kısmını düzeltmeye çalışmalı, yani kendini. Bu zaten bir ömür boyu sürer.

Bütün mesele dünyayı kavrayışımızdan kaynaklanıyor: Dolayısıyla dünyayı kavrayışımızı değiştirirsek dünyayı da kendimiz için değiştirmiş oluruz, çünkü o durumda dünya bizim açımızdan, şu an olduğu gibi kalmamış olacaktır. Kalemimize bir solukta koca bir sayfa yazı döktüren içimizdeki dürüst taraf, ölmüş duyarlılığımızı canlandırmamızı sağlayan reform -işte budur gerçek, bizim gerçeğimiz, biricik gerçek. Dünyanın geri kalanı seyirliktir sadece, duygularımızın sınırlarını belirleyen çerçevelerden, düşüncelerimizi içine alan ciltlerden ibarettir. Ve bu, canlılarla, evler, afişler, kıyafetlerle bezenmiş rengârenk manzaralar için de geçerlidir, tekdüze ruhların aynası olan renksiz manzaralar için de; tekdüze ruhlar eski kelimelerin, eprimiş jestlerin sırtında arada bir yüzeye vurur ve sonra tekrar insan sözünün temelinde yatan aptallığa gömülürler.

Devrimler mi? Değişimler mi? Gönlümün en derin, en mahrem yerinde tek isteğim, gökyüzünü pis bir grilikle kaplayan durgun bulutların silinip gitmesi; aralarından mavilikler fışkırsın istiyorum, açık, kesin gerçekliktir mavi, çünkü hiçbir şey değildir, hiçbir arzusu yoktur.

Kaynak: Huzursuzluğun Kitabı