Pages Navigation Menu

Hastalık ilaçtır

Hastalık ilaçtır

İlk hareketim, sancılarıma karşı bir şey yapmayan veya yapmak istemeyen Doktor Olafsen’i kalkıp gitmeye davet etmek düşüncesi oldu. Fakat manyakların üzerimde daima yaptıkları çekici etki üstün geldi ve saçmalarının kaynağını öğrenmek ümidiyle, sözlerine önem verir göründüm:

 

-Eğer, dedim, hangi temellere dayandığını söylerseniz, metodunuzu uygulamaya hazırım.

 

Doktor Olafsen’in nar rengi yüzü çarpık fakat muzaffer bir gülümsemeyle aydınlandı. Herhalde, çoktandır kimse onu dinlemeye razı olmamıştı ki:

 

-Metodum, diye başladı, özünü Hipokrat okulunun derin bir incelemesinden alıyor. Tabii öteki doktorlar ne bunun farkındadırlar, ne de derinleştirmişlerdir. Hipokrat’a göre, sağlık bir metron, yani iki uç arasında bir denkleşmedir ve fazla sağlıklı olmak tehlikelidir, çünkü hastalığın yaklaştığını haber verir. Belki Hipokrat’ın metinlerini okumamışsınızdır ama, okulda Ehileus’un Agamennon’undan çeviriler yapmışsınızdır. 1001 ile 2003. mısralarında bu yüksek şair, koroya, şu büyük gerçeği söyletir: “Kusursuz bir sağlık endişe vericidir, çünkü komşusu, hastalık, daima onu yok etmeye hazırdır.” Bu mısraların, bana kurtuluşu gösteren büyük sezişimde büyük bir payı vardır. Benim asıl prensibim şudur: Hastalık, insan vücudunun kusursuzlaşmasına ve korunmasına sağlık kadar gereklidir. Kim ki, sağlıklıdır, deneyimle belirlenmiştir ki, gizli bir hastalık sahibidir. Eğer hastalık kendini gösterirse, seyrini değiştirmemeli, ona hürmet etmelidir. Ancak, artar ve genel dengeyi bozmak tehlikesi gösterirse o zaman, birincisine karşı koyarak etkilerini yok edecek bir ikinci hastalığın tohumlarının atılması önerilebilir. Omeopati’nin yaratıcısı Hahnemann, gerçeğin bir parçasını, yani hastalığın ancak hastalıkla tedavi edilebileceğini görebilmişti. Fakat bütün allopati mensupları gibi o da, hastalığın çıkarıp atılması, onunla savaşılıp iyleştirilmesi konusundaki batıl inanca kapılmıştı. Bu hata her tarafa yayılmıştır, ama tehlikelidir ve bazen öldürür.

 

Şuna inanmak gerekir ki, hastalık ilaçtan başka bir şey değildir! Hastalık bir emniyet kapağı, bir çıkış kapısı, bir dökülme vasıtası, aşırı sağlığa bir tepki, doğanın sunduğu kıymetli bir koruyucudur.

 

Hastalığın nazını çekip ilerlemesini sağlamalı, ona yüz vermeli ve icabında kışkırtmalıdır. Hiç şaşmayınız. Bir insan uzun süre sapasağlam görünürse -bu hal endişe vericidir, çünkü felaketlerin şaşmaz haber vericisidir- onu derhal kuvvetli bir tedavi altına almalıdır, yani, canlılığın değişik dengesizliklerine uyacak bir hastalığı aşılamalıdır. Şüphesiz fazla ağır bir hastalık değil, ama mesela lenfatikler için ateşin yükselmesi bire birdir, nitekim fazla kanlı kimselere kansızlık buhranı geçirmek iyi gelir. Sağlıklı görünenlere hangi hastalığın iyi geleceğini bulmak doktorların işidir. Benim teorimin doğruluğunu bütün tarihçiler söyler, yani hastalıklı kimselerin sağlam insanlardan daha çok yaşadıklarını yazarlar. Pek az hastalanan adama yazık! Çoğunlukla, doğa bu noksanı tamamlar, fakat gecikecek olursa doktor yardıma koşmalıdır.

 

Özet olarak, rasyonal tıbbın müdahalesini gerektiren iki durum vardır: Sürekli sağlığa tutulmuş kimselere bir hastalık bulmak veya hasta olanların tutuldukları hastalığın şiddetini artırmak veya hafifletmek için bir ikincisini aşılamak.

 

Bir kelime ile gerçek doktor bir hastalıkçı yani hastalık veren olmalıdır, ancak bu çare ile insanların sağlığını koruyabilir. Hastalıkların izlerini yok etmekten oluşan eski yöntem artık geçersizdir, patolojinin barbarlık devirlerine ait bir yöntemdir. Doktorların hala bu yöntemde devam etmelerinin tek sebebi insanların korkusudur. İnsanlar acı duymaktan korkuyorlar, acı çekmek istemiyorlar ve o zaman bu acıları durduracaklarını ileri süren şarlatanlar ortaya çıkıyor ve ne yazık ki, bazı zehirli ilaçlarla sahiden de onları yatıştırmayı ve acılarını dindirmeyi başarıyorlar. Zavallılar bilmiyolar ki, acı, hatta fizik acı, insana zevk kadar gereklidir. Hastalık sağlığa nasıl gerekliyse bununla beraber aşırı sağlık kadar tehlikeli bir aşırı hastalık da olabilir. O zaman, var olana karşı koyacak bir yeni hastalık bulmamız gerekir. Bazı doktorlar, bugün, yöntemimi gizli kapaklı bir şekilde uygulamaya başlamış bulunuyorlar ve biliyorum ki, bazı ruh doktorları kötürümlere humma aşılıyorlar. Gayet tabii onları iyileştirmek gibi saçma bir amaçla. Fakat realist ve sentetik tıp devri ancak benimle başlamaktadır. Bununla beraber, şimdiye kadar henüz pek az taraftar edinebildim, ne yazık ki, doktor olmadıkları için yöntemimi uygulayamıyorlar. Fakat gelecek, duyurduğum büyük prensibindir: ”Hastalık, ilaçtır.”

 

-Teorileriniz, dedim, kusursuz görünüyor ve sizin rejiminizi takip etmek isterim. Benim durumumda ne yapmak gerekir?

 

Doktor Olafsen uzun boylu düşünmedi:

 

– ”Bırakınız acılarınız devam etsin, gerekirse küçük bir kafein dozu ile harekete geçiririz. Eğer iki güne kadar geçmezse, kırk dereceye kadar bir humma aşılamaktan yanayım.”

 

Kendisine, istediklerini yapmayı vaat ettim ve doktor, memnun, gitti. Daha kapıdan henüz çıkmıştı ki, iki tane aspirin aldım. Bu sabah kendimi daha iyi hissediyorum, öğleye doğru da Kopenhag’a giden vapura bineceğim.

GOG, Giovanni Papini

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *