Pages Navigation Menu

Herkes yüreğinde kendi dünyasını taşır

Herkes yüreğinde kendi dünyasını taşır

Bir zamanlar bir şehrin girişinde yaşlı bir adamcağız otururmuş. Onu tanımayan bir yabancı yanına gelip sormuş:

-Bu şehre ilk gelişim; burada yaşayanlar nasıl insanlardır?

İhtiyar soruya soruyla karşılık vermiş:

-Senin geldiğin yerdeki insanlar nasıldır?

Yabancı demiş ki:

-Bencil ve kötü. Zaten o yüzden buraya geldim.

İhtiyar ise şöyle demiş:

-Burada da aynı öylelerini bulacaksın!

 

Bir süre sonra başka bir yabancı gelip bizim ihtiyara sormuş:

-Buraya yeni geldim, söyle bana ihtiyar burada yaşayanlar nasıl insanlardır?

İhtiyar ona da aynı cevabı vermiş:

-Söyle bana ahbap senin geldiğin yerdeki insanlar nasıldır?

Yabancı cevap vermiş:

-İyi ve misafirperverdirler. Orada çok dostum vardı ve orayı zor bırakıp geldim.

İhtiyar şöyle demiş:

-Burada da aynı öylelerini bulacaksın.

 

Az ötede develerini sulayan bir çerçi konuşmalara kulak misafiri olmuş. İkinci yabancı uzaklaşır uzaklaşmaz bizim ihtiyarın yanına gitmiş sitemkar bir eda ile şöyle demiş:

-Aynı soruya nasıl oluyor da tamamen farklı iki cevap verebiliyorsun?

İhtiyar demiş ki:

-Çünkü herkes yüreğinde kendi dünyasını taşır.

 

Bu küçük sufi meseli, bütün dünyadaki bilgelerin çok değişik tarzlarda bize söylediği şeyi harikulade ifade eder: Mesel, mutsuzluk gibi mutluluğun da bizde olduğunu vurgular.

 

Kaynak: Mutluluk Üstüne Felsefi Bir Yolculuk, Frederic Lenoir

 

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *