Pages Navigation Menu

Mesele bir ayakkabı meselesidir

Mesele bir ayakkabı meselesidir

-Rüşdü Paşa-

Benin asıl zıddı ben olmayan değil,

benim –olandır; varlığın, yani sahip olanın asıl zıddı var olmayan değil,

sahip olmuş olandır”.

Tarde

Tanıdıklarımızı tanıyamayız. Tanımadıklarımızı tanırız.

Kendimizi düşmeye bırakacak mıyız? Kelime okuduktan sonra yükseklik korkusuna kapılmak ve düşmek korkusu ile yaşamak.

İnsan, ân’lıktır. Bir anlamdan yola çıkmak, o anlamı yok etmektir. Anlamsızlığa varmak korkusu var.

Bellek, belirsizdir.

Âşkın yaşanabilmesi imkânsızdır. Ölümü göze almak gerekir. Âşk, iletişim’dir.

Turgay Özen: “Dağlarca kendi evrenini daha çocukken kurdu… Sonra da o kurduğu evreni anlamaya çalıştı şiirlerinde… Ama kalbin bilinmezliği, bilgiyi şiire sokmasına izin vermedi… Onun şiiri bu yüzden hep çocuk kaldı… Ne zaman bu saf şiiri bulandırmaya kalksa aklı, bu defa da çocuklara şiirler yazdı… Çocukluğunun o arzu dolu, iştahlı, masum kalbini hiç kaybetmedi…”

IMG_5040

Yeri dinlemek gerek. Çocuk, yeri dinlemeli. Dinlemek, öğrenilen bir şeydir. Yürümek, konuşmak, bakmak, selâmlaşmak, sözleşmek, gibi.

Hiçbir şey yapmadan durmayı başarmalı. Herhangi bir şey yapmak gerekmiyor. Devrim, işte bu’dur. Hakikatin kabul edilmesi’dir. Hakikat, kendinde durmağa çağırır.

Tanıklık etmek! Hakikate tanıklık etmek. Canı sıkılan çocuk, başka bir oyun oynamayı dener. Döner, gelir. Çocuk, Tanrı’nın arzusuna tanıklık eden bir varlıktır.

Kendi kendimizi hakikat arzusu olmadan belirleyemeyiz.

Kim kiminle konuşuyor?

Öteki ile ilişkinin kendi ile olanını ortadan kaldırması, kendini parçalaması, öldürmesi ihtimâli var.

Âşk, hakikat ile bir iletişimdir. Öldürücü/ oldurucu bir iletişim.

Sokrates’in bir ayakkabıcı ile ne konuştuğunu bilmiyoruz.

Selâm ile.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *