Pages Navigation Menu

“Okur benden nefret edebilir, ama beni hep hatırlayacak”

“Okur benden nefret edebilir, ama beni hep hatırlayacak”

-Emre DEMİR-

Man Booker Uluslararası Ödülü’ne aday gösterilen 13 kitap açıklandı. 12 ülke ve 9 farklı dilde 155 eser arasından seçilen 13 kitaplık aday liste, 14 Nisan 2016’da 6 kitaplık finalist listeye indirgenecek ve 16 Mayıs 2016’da kazanan eser açıklanacak.

Ödüle aday gösterilen 13 kitabın yazarları arasında Türk ve Çinli iki isim de var: Kafamda Bir Tuhaflık’la Orhan Pamuk ve 20 yayınevi tarafından basımı reddedilen Dört Kitap’la (四书) Yan Lianke.

Man Booker ödülüyle ilgili bilgiler Türk medyasının malumu. Ancak hicivli üslubuyla bilinen Çinli yazar Yan Lianke’nin ülkemizde fazla tanındığı söylenemez.

yan lianke

IMG_3944

Açlığı hiçbir zaman unutmadım”

Yan Lianke (阎连科) 1958 yılında Çin’in Henan eyaletine bağlı uzak bir köyde doğdu. Çocukluk yıllarında ailesine tarım işlerinde yardım etti, sığır güttü. Babası hastalanınca lisedeyken okuldan ayrıldı. 1978 yılında askerlik hizmetini “propaganda yazarı” olarak yaptı.

Çin’in “merkez ovası” olarak adlandırılan ve Sarı Nehir’in bir kısmına ev sahipliği yapan Henan eyaletinin tarihinde çok büyük acılar var. 1942 yılında ülke Japon işgali altındayken eyalette çok büyük bir açlık yaşandı. Yaklaşık 3 milyon kişi açlıktan öldü, 4 milyon insan başka bölgelere kaçmak için uzun yolculuklara çıktı. Çinli yönetmen Feng Xiaogang’ın “Back to 1942” (一九四二) adlı filmi, o dönemde yaşanan açlığı ve kaçışı, biraz da belgesel havasıyla beyaz perdeye taşımıştır. 1959-61 yılları arasında Henan eyaletinde yine çok sayıda insan açlıktan hayatını kaybederken, Çin o yıllarda yurtdışına pirinç ihraç ediyordu.

Yan Lianke bu üç yıllık açlığın içinde doğdu ve yaşamı boyunca o günleri unutamadı. Nerdeyse hiçbir yazarın o döneme dair birkaç satır not düşmediğini dile getiren yazar, bunu “Çin’e özgü amnezi” olarak tarif ediyor. Ancak Yan Lianke bir türlü unutamadı; The Guardian’a yaptığı açıklamada bahsettiği “halkı hatıralarından vazgeçirme teknikleri” onda tutmadı. Ailesinin ve halkının çektiği acılar, onun için hep bir uyarıcı oldu. İnsanlar yaşamı ve acıyı nasıl ifade ederler, ruhlarındaki huzursuzluğu nasıl yansıtırlar üzerine düşündü.

159513823

Yan Lianke’nin eserlerinde Henan şivesinin güçlü etkileri de görülür. Yazarın İngilizce çevirmenlerinden Carlos Rojas, özellikle Lenin’in Öpücükleri adlı romanda, Henan şivesinin, hikaye yapısının temel elementi olduğunu söylüyor.

Yan Lianke, eserlerinde genellikle Mao dönemi ve Mao sonrası döneme dair sosyopolitik meseleleri işledi. Romanları dünya genelinde yirmiden fazla dile çevrildi. 1997 ve 2001 yıllarında Lu Xun Ödülünü, 2004 yılında Lao She ödülünü kazandı. 2014 yılında Franz Kafka ödülüne layık görüldü. Bazı eserleri, ilk baskının ardından ülkesinde yasaklandı; Halka Hizmet adlı romanında Kültür Devrimi dönemini hicvediyor, Lenin’in Öpücükleri’nde ülkesinin kapitalizme doğru kayışını tiye alıyordu.

 ^

Bütün dünya edebiyatı kızıl sanırdım”

Yan Lianke, ilk yabancı romanı 20 yaşına geldiğinde okudu, (Rüzgar Gibi Geçti – Margaret Mitchell), ondan evvel okuduklarının sadece devrimci Çin literatürü olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “20 yaşıma kadar bütün dünya edebiyatının kızıl olduğunu sanırdım!”

Yan Lianke’nin 20 yaşında ilk yabancı romanı eline aldığı tarih, sadece yazarın kendisi için değil, ülkesi için de dönüm tarihi: 1978 yılında Çin’de reform ve dışa açılma siyaseti başladı, 1966-76 yılları arasında süren Kültür Devrimi’nin etkileri azalıyordu.

Yan Lianke nüktedan bir yazar olarak biliniyor. Kendisi, eserlerini “trajik” olarak tanımlasa da, Batı’da hicivli üslubuna dikkat çekiliyor.

Yazar, Fransız gazeteci Renaud de Spens’le bir söyleşisinde şöyle diyor: “Yazarken veya konuşurken asla nüktedan olmaya çalışmıyorum, bana göre her şey trajik. Özellikle bu coğrafyada güldürüden çok trajedi var.”

43a7d933c895d1436785cb2b74f082025baf07c2


IMG_3932

Yan Lianke’nin Batı’da en çok ilgi gören, Türkçeye de çevrilen eseri Lenin’in Öpücükleri. Yazar, bu romanı yazarken kalbinde çok büyük bir acı hissettiğini ifade ediyor ve Batılı okurun bu acıyı, hiciv ve mizah olarak algılamasını kültürel farka bağlıyor. Ve ekliyor: “En sıkıcı ve en az nüktedan Çinli yazarım. Benim romanlarımı okumak çok da keyifli bir deneyim olmasa gerek. Okur, eserlerimi okuduktan sonra belki benden nefret edebilir, ama beni hatırlayacak.”

Eski bir Çinli yazar şöyle der: “Yazmak, sanki bileğinden akıyormuş gibi kelimeleri kaleminden aşağı salmaktır.” 1954 doğumlu Çinli kadın yazar Wang Anyi de yazmanın mutluluk verici bir iş olduğu görüşünde. Ancak Yan Lianke’ye göre “yazmak bir azap.” Beijing’deki evinde her sabah 7 buçukta çalışma masasına kurulan yazar, iki saat çalışıp 2 bin karakter yazdıktan sonra konuşacak takati kalmadığını söylüyor: “Neyse ki ulusal basketbol ligi maçları var, izlerken keyif alıyorum.”

Yan's novels Zha Lie Ji (Chronicles of Jalie), left, published last year, and Shou Huo (Lenin's Kisses), published in 2004.

Zha Lie Ji (Chronicles of Jalie) solda,  Shou Huo (Lenin’s Kisses)

Yazarlar, gazeteci gibi çalışmamalı”

2001 yılında yazar isimsiz bir mektup alır. Mektup Henan eyaletindeki bir “AIDS köyü”nden gelmiştir. Pekin Üniversitesi’nden bir uzmanla beraber köye giden Yan Lianke, HIV virüsünden nasıl korunacaklarını ve virüse yakalandıklarında neler yapmaları gerektiğini köylülere anlatır. Köydeki günlerinde hiçbir not tutmadığını, fotoğraf çekmediğini ve köylülerle röportaj yapmadığını söyleyen yazar, “Sadece onların evlerine gittim, sofralarına oturdum, onlarla beraber yerken her şeyi anlatıyorlar” diyor.

İşte Dream of Ding Village (丁庄梦) adlı roman, Yan Lianke’nin bu köydeki deneyimlerinin ürünü.

Yazar o günleri anlatırken, köye asla bir şeyler kaydetmek veya yazacağı eserler için deneyim kazanmak amacıyla gitmediğini vurguluyor: “Bence yazarlar gazeteciler gibi çalışmamalı veya yazı malzemesi toparlamak için kasıtlı olarak zorlu bir yaşamı deneyimlemeye çalışmamalı. Yazar, ne hissettiğini yazmak için kendi hayal gücünü kullanmalı. Ben hiç kimse için yazmıyorum, sadece kendim, kendi kalbim için yazıyorum.” 

Yan Lianke, aynı ödüle aday gösterildiği Orhan Pamuk’un, Kafamda Bir Tuhaflık romanını hazırlarken, bir gazeteci gibi bozacılarla görüştüğünü, hatta görüşmelerin bir kısmını asistanı olan öğrencilere yaptırdığını duysa, herhalde şaşkınlığını gizleyemez. 

Franz Kafka Ödülü sahibi, Man Booker Ödülü adayı Çinli yazar Yan Lianke bugünlerde Dostoyevsky okuyor. Yazara göre, “Dostoyevsky’nin eserindeki en muhteşem şey, insanların yaşamda karşılaştıkları huzursuzluğu ve kafa karışıklığını tam isabetle açıklaması.”

Yan Lianke, China Daily gazetesine verdiği bir mülakatın sonunda şunları söylüyor: “Stepançikovo Köyü’nü okurken absürt şakalar görürsünüz, sisin çok yoğun olduğu bugünlerde biz de buna benzer şakalar yapmaya alıştık, sisten başka konuşacak bir şeyimiz yok gibi. Biliyorum, Beijing’de yaşayan herkes endişeli, fakat çaresiz; Dostoyevsky’nin eserinde bulduğumuz his, işte tam da bu.”

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *