Pages Navigation Menu

“Sakin” bir şehir deneyimi üzerine

“Sakin” bir şehir deneyimi üzerine

-Emre DEMİR-

Before Sunset’te bir sahne, Celine ve Jesse, Seine nehri kenarında yürümekteyken, Amerikalı Jesse tekneye binmeyi teklif eder. Paris’in yerlisi olan ve Jesse için 20 dakikalık bir yürüyüş güzergahı ayarlayan Celine karşı çıkar: “Bu tekneler turistler için, bu utanç verici!” Ancak bir imza günü için geldiği Paris’te çok kısıtlı vakte sahip Amerikalı genç yazar Jesse ısrarcıdır. Tekneye binerler. Tekne Seine nehrinde ilerlemektedir, Notre Dame kilisesi geçilir. Bir yandan sohbetleri devam ederken, diğer yanda en az “turist” Amerikalı kadar dikkatli gözlerle etrafı inceler Celine. Yaşadığı şehri ilk kez bambaşka bir açıdan görüyor gibidir. Büyük keyif aldığı tekne turu fikri için Jesse’ye teşekkür eder: “Paris’in ne kadar güzel olduğunu unutmuşum!” Jesse turistliğe toz kondurmaz: “Bir turist olmak, o kadar da kötü bir şey değil.”

Filmin bu sahnesi, kendimi asla bir turist hissetmediğim Pekin’de ilk kez üç tekerlekli bisiklete (三轮车sanlunche) binme deneyimimi hatırlattı. Celine gibi “utanç verici” olduğunu düşünmesem de, bu bisikletlere binmek, “turistlere layık” gördüğüm bayağı bir deneyimdi. Gerçek bir Pekinlinin, bu gibi turistik eğlencelerle ne işi olabilir!?

Ancak sonbaharın kışa dönmeye başladığı günlerden birinde, Beihai Park’tan başladığım yürüyüş beni bir hayli yormuş, soğuk hafiften içime işlemeye başlamıştı. Houhai gölüne vardığımda, elinde “Old Beijing Tour” yazılı bir kağıt tutan bu bisikletçilerden biriyle göz göze kaldık. Onun gözünde, bu bisiklete binmeye can atan bir turisttim. Ona doğru yürümeye başladığımda, bana civardaki turistik mekanları saymaya başladı. İngilizce konuşamadığı için, elindeki İngilizce bilgiler bulunan kağıtları gösteriyordu. O an bütün Pekinliliğimi takındım, sıkı bir başkent şivesiyle İngilizce tur broşürlerini iterek, “Buyong le shifu” dedim, “Wo xiang qu Gulou nabianer.” (Bunlara gerek yok usta, Davul Kulesi’ne gideceğim.)

Bisikletçi şaşırdı: “Wasei” (Vay be!) diye bir tıslama çıktı ağzından. Standart Çincemin harika olduğunu söyledi. Meiguoren (Amerikalı) olup olmadığımı sordu. Değilim dedi, ikinci bir tahminde bulunmadı. En fazla 20 yuan vereceğimi söyledim, ilginç bir şekilde ikiletmeden kabul etti. Esasen Houhai’dan davul kulesine 20 yuan da çoktu, ama soğuktu, ve nedense, o an, “eski Pekin’e özgü” bu bisikletleri denemek için daha önce hiç olmayan bir heves duymuştum.

Yıllardır yürüyerek veya kendi kullandığım bisikletle geçtiğim sokaklar, bu kez gerçekten farklı görünüyordu. İnsanlar, dükkanlar, buz tutmaya hazırlanan bir göl, ağaçlar, zarif taş köprüler, sağlı sollu akıp gidiyordu. “Arsız turistler”in bildiği bir şey varmış dedim; ne güzel bir şehirde yaşadığımı düşündükçe aidiyet duygularım güçleniyordu. (Ha yine de, Celine’den farklı olarak ben, Pekin’in ne kadar güzel olduğunu hiçbir zaman gözden kaçırmamıştım zaten.)

Hem o bisikletten indiğimde hem de Before Sunset filmindeki o sahneyi izlediğimde şunu düşündüm: Turistik deneyim, şehrin en karakteristik özelliklerini, o şehirde yaşayan “yerlilerin” günlük yaşamının dışına taşıyor. Şehre ait deneyimlerin bir kısmı, üstelik o şehri en çok temsil eden kısımları, paketlenip turistlere sunuluyor. Turistler bu deneyimi veya mekanları tükettikçe, şehir sakinleri, turistik deneyimleri artık kendi şehirlerinin bir unsuru olarak görmemeye başlıyor. (Sakin kelimesini çok severim, “bir yerde oturan” anlamının yanı sıra, “kimseyi rahatsız etmeyen, kızgınlık göstermeyen, dingin” anlamıyla, tam da turistin zıt anlamlısı gibi gelir bana.)

Pierre Nora’nın Hafıza Mekanları‘nda geçer: “Hafıza, hatırayı kutsallaştırır. Tarih ise hatırayı kapıdışarı eder, onu bayağılaştırır.”

Şehir sakini, yaşadığı şehrin hafızasına taliptir, turistse gittiği şehrin tarihine. Sakin, hafızayla o şehirdeki hatırasına sahip çıkar, turistse tarihî olanın peşinde koşarak, hiç yaşamadığı ve belki bir daha gelemeyeceği bir şehirde kendine bir hatıra yaratma derdindedir. Şehir sakinine düşen, şehrinin tüketilmesine seyirci kalmamak.

Ekim 2017, Pekin

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *