Siyasi gaflar ne anlama geliyor?

Siyasi gaflar ne anlama geliyor?

Ocak 27, 2019 0 Yazar: admin

Gaf, yersiz, beceriksiz, zamansız söz veya davranış, patavatsızlık olarak tanımlanıyor. Son günlerde Mansur Yavaş ve İsmet Yılmaz’ın çıkışlarıyla siyasi literatürümüze yeni gaf örnekleri girdi.

Yavaş, katıldığı bir televizyon programında, hayvanlara eziyetin en çok dindar, muhafazakar ailelerin çocuklarından geldiğini söyledi. Daha sonra sosyal medya hesabında ‘kastı aşan’ sözlerinden dolayı kamuoyundan özür diledi. Bir diğer inci İsmet Yılmaz’dan geldi, Ak Parti adayına verilecek oyun, mahşerde beraat belgelerinden biri olacağını ağzından kaçırdı.

‘Derinde yatan utanç verici bir hakikatin göstergesi’

Alain de Botton, Haberleradlı kitabında gafların ne anlama geldiğinden ve bunların ‘haber değeri’nden bahseder; gafların, bir kişinin düşünüp taşınarak oluşturduğu görüşlerini yansıtmadığını söyler, ancak gaflar, ‘derinde yatan utanç verici bir hakikatin göstergesi’ olabilir. Kamuoyu da zaten bu sebeple gafların üstüne gider, o utanç verici imalar afişe edilmek istenir.

Diğer yandan, Alain de Botton’a göre, gaflar üzerinden rakibinin açığını aramak, bir acizliğin de alametidir; “Gaf, süregelen düzeni değiştirmek için artık aklına başka hiçbir fikir gelmeyen bir grup çaresiz kişiye öç almak için imkan tanır yalnızca.”

Sosyal medyada, bu gaflar üzerinde bu kadar tepinilmesinin sebebi de budur. ‘Her iki mahalle’ de çaresizce birbirinin açığını arar, zira artık topluma söylenecek yeni bir söz bulmakta zorluk çekiliyor gibidir. Karşı taraf bir pot kırsa da oradan prim yapsak diye nöbet bekler partilerin tanıtım birimleri.

Ve fakat, gaflar bir yandan da iyidir ve kamuoyu bilincinin eğitilmesi açısından sağlıklıdır da; partisine verilen oyu mahşerde beraat belgesine devşirmek isteyen İsmet Yılmaz’ın, önce kendi mahallesinde ağır bir eleştiriye uğraması, bu zihniyetin reddini tasdikler. Böylesi eleştirilere uğramadığı için söylenmesi ‘normal’ kabul edilen nice gaflar gelip geçmiştir siyasi hayatımızdan.

Gaflar, ‘Trabzon’u Akdeniz’in incisi yapma’ vaadinde olduğu gibi basit dil sürçmeleri değildir. (Hoş, bu durumu bilinçaltıyla ilişkilendiren Freud’a göre dil sürçmelerimiz de hiç basit kazalar değildir.) Gaf, bir samimiyet testidir. Bastırılmak istenen örtülü hesapların gün yüzüne çıkmasını sağlar. İsmet Yılmaz’ın gafında, dini siyasete alet etme çabasını görebiliriz, üstelik yerel bir toplantıda, gözden ırak araya sıkıştırılmış bir laf gibidir, İsmet Yılmaz, ettiği lafın ana akım medyanın gözünden kaçacağına dair bir güven içinde konuşuyor gibidir. Mansur Yavaş’sa, tartışmalı bir ilişkisi olduğu seküler kanadın ‘kaşını yapmak’ isterken, içerisinden çıktığı muhafazakar kesimin ‘gözünü çıkarmaktan’ kurtulamaz. 

Gafın tanımında geçen sözcüklere dikkat: Yersizlik, beceriksizlik, zamansızlık. Yani bir çivisi çıkmışlık var ortada. Asıl mesele, gerek iktidar gerekse muhalefet için, bunun bir siyaset yapma biçimine dönüşmesi sanki ve bu yönüyle Türkiye’de siyaset ilerleyen günlerde nice gaflara gebe.